AİHM kararında işaret edilen AİHS’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 3. maddesinin işkence ve kötü muameleyi, küçük düşürücü, aşağılayıcı muameleyi yasaklayan bir madde olduğunu aktaran Türmen, ancak AİHM’in dikkat çektiği esas ihlalin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olduğunu belirtti. Türmen, AİHM’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ilk defa Öcalan kararıyla ele alınmadığını, daha önce Avrupa Konseyi Bakanlar ve İşkenceyi Önleme komitelerinin de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulamasının mutlaka yeniden gözden geçirilmesi ve şartlı salıverme konusunda kararlarının mevcut olduğunu belirtti. 2003 yılında AİHM’in bir İngiltere kararını örnek veren Türmen, “O kararda ömür boyu hapis cezaları bir insan hakları ihlali olarak görülüyor ve bunun sözleşmeye uygun hale getirilmesi için mutlaka bir gözden geçirme mekanizmasının ve bunun sonucunda bir şartlı salıverme olanağının bulunması gerektiğinin altı çiziliyor” diye konuştu.
TMK MEVZUATI DEĞİŞTİRİLMELİ, ŞARTLI SALIVERME İMKANI EKLENMELİ
Türkiye’nin bundan sonra izlemesi gereken prosedürü aktaran Türmen , “Hükümet bu kararı 5 hakimden oluşan komisyona taşıyacak ve komisyon ya bu kararı inceledikten sonra kabul edip büyük daireye gönderecek ve büyük dairenin vereceği karar doğrultusunda karar kesinleşecek ya da komisyonun verdiği ret cevabı üzerine kesinleşecek” dedi. Eğer karar AİHM’den çıktığı gibi kabul edilirse bunun mutlaka uygulanmaya koyulması gerektiğini vurgulayan Türmen, bunun da ancak ihlale yol açan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını ortadan kaldırmakla uygulanabileceğine, ancak Türkiye’deki mevcut kanunlarla bu uygulamanın yeterli olmayacağına dikkat çekti. Türmen bunu şöyle izah etti: “Terör suçları için hiçbir istisna tanımayan ve ömür boyu hapis cezası getiren iki kanun var. Biri ağırlaştırılmış müebbet hapis ile ilgili kanun, diğeri ise müebbet hapis ile ilgili kanun. Bunun anlamı şu: Eğer ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını öngören kanun kaldırılsa bile, müebbet hapis cezası kalacak bu kez. Müebbet hapis cezası ile ilgili özel kanun da terör suçları için hiçbir azaltmayı ve salıvermeyi öngörmüyor. Bunu böyle uygularsanız, AİHM’in kararına aykırı bir karar devam edecek demektir. “
Türmen, Türkiye’nin AİHM kararına mutlaka uymak zorunluluğu bulunduğunu hatırlatarak, izlenecek yol hakkında şunları söyledi: “Terörle Mücadele Kanununda, 2002 ve 2004 yıllarında çıkartılan özel kanunlarda değişiklik yapmak ve ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis kanunlarına göre düzenlenen mevzuatı yeniden gözden geçirmek ve şartlı salıverme imkanını eklemek gerekiyor. Bunu sağlamak için de mevzuat değişikliği yapılması gerekiyor”.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET UMUT ETME HAKKININ İHLALİDİR
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ciddi bir insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayan Türmen, bir insanın ömür boyu salıverilme umudu olmadan cezaevinde tutulmasının umut etme hakkının ihlali olduğunu vurguladı. Türmen hükümlünün kendisini iyileştirmesi için hiçbir motivasyonun dahi yer almadığı bu gibi cezaevlerinde ihlalin iki kat daha arttığını dile getirdi. Türmen, Türkiye’nin AİHM kararlarına taraf bir ülke olarak bu kararları uygulamakla yükümlü olduğunu vurguladı. Avrupa’daki genel eğilimin artık insanların ömür boyu hapse mahkum olmasını bir insan hakkı ihlali olarak gördüğünü aktaran Türmen, “Bir zamanlar Avrupa’da idam cezası bir insan hakkı ihlali olarak görüldü ve tüm devletler sonunda bu cezayı yasakladı. Aynı şey bugün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası için söz konusu. O da Avrupa’da artık genelde bir insan hakkı ihlali olarak görülüyor ve birçok devlet bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet cezasını uygulamıyor. Türkiye de buna uymak zorunda kalacak” diye konuştu.
HUKUK YOKSA İKTİDAR HUKUKU VARDIR
Türmen , Ergenekon ve Balyoz davalarında peşpeşe tahliyeler yaşanırken, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde KCK Ana davası tutuklularının tahliye taleplerinin “Dağa çıkabilir” gerekçesiyle reddedilmesine de tepki gösterdi. “Bir hukuk devletinde böyle şeyler olamaz. Hukuk normları herkese eşit olarak uygulanır” diyen Türmen, “Hukuk devletinde mahkemelerin kanunu buna uygulayacağım, şuna uygulamayacağım deme şansı yoktur. Ortada bir hukuk kuralı varsa bu herkes için geçerli olmalı. Hukukun eşit bir biçimde uygulanmadığı bir yerde hukuk devletinden bahsedilemez ve hukukun olmadığı bir yerde de iktidarın hukuku olur” dedi. / anf
Güncelleme Tarihi: 21 Mart 2014, 17:36